Anasayfa / Sıcak Gündem / Küresel Ekonominin Yeni Rotası: Dünya Bankası 2026 Öngörüleri ve Türkiye’nin Büyüme Perspektifi

Küresel Ekonominin Yeni Rotası: Dünya Bankası 2026 Öngörüleri ve Türkiye’nin Büyüme Perspektifi

Küresel Ekonominin Yeni Rotası

Dünya ekonomisi, 2020’li yılların ilk yarısını domine eden pandemiler, tedarik zinciri kırılmaları, enerji krizleri ve yüksek enflasyon sarmalından sonra nihayet bir “dengeleme” evresine girmiş bulunuyor. Dünya Bankası’nın yayımladığı 2026 Küresel Ekonomik Beklentiler raporu, küresel finansal sistemin ve reel sektörün bu fırtınalardan nasıl bir dirençle çıktığını, ancak büyüme hızının tarihsel ortalamaların altında kalmaya devam ettiğini gözler önüne seriyor. Bu yazıda, Dünya Bankası’nın son verileri ışığında küresel ekonominin makro dinamiklerini, bölgesel ayrışmaları ve özellikle Türkiye’nin 2026-2027 projeksiyonlarını derinlemesine inceleyeceğiz.

Küresel Ekonomi: “Büyük Dengeleme” ve Büyüme Çıkmazı

Dünya Bankası’na göre küresel ekonomi, 2026 yılına gelindiğinde bir “yumuşak iniş” (soft landing) gerçekleştirmeyi başarmış görünüyor. Ancak bu başarı, ekonominin tam kapasiteyle çalıştığı anlamına gelmiyor.

Temel Büyüme Tahminleri

Dünya Bankası, 2026 yılı için küresel reel GSYH büyüme tahminini %2,6 olarak belirlemiştir. Bu rakam, 2024 ve 2025 yıllarındaki durağanlığın ardından bir toparlanma emaresi taşısa da, 2000-2019 yılları arasındaki %3,1’lik tarihsel ortalamanın oldukça gerisindedir. 2027 yılı için ise büyümenin hafif bir ivmeyle %2,7’ye yükselmesi beklenmektedir.

  • Gelişmiş Ekonomiler: ABD, Avrupa ve Japonya gibi ekonomilerde büyüme hızı %1,5 civarında seyrediyor. Özellikle ABD, iş gücü piyasasındaki dayanıklılık ve yapay zeka yatırımlarının tetiklediği verimlilik artışıyla %2,2’lik bir büyüme ile beklentileri aşıyor.
  • Gelişmekte Olan Ülkeler: Bu grupta büyüme oranının 2026-2027 döneminde ortalama %4 olması öngörülüyor. Ancak Çin’in büyüme hızındaki yapısal yavaşlama (yıllık %4-4,5 bandı), bu grubun genel performansını aşağı çekiyor.

Türkiye Ekonomisi: Sıkı Para Politikasından İstikrarlı Büyümeye

Türkiye, Dünya Bankası raporlarında son iki yıldır “geçiş süreci” ülkesi olarak nitelendiriliyordu. 2026 yılı itibarıyla, uygulanan rasyonel politikaların meyvelerinin toplanmaya başlandığı bir dönem öngörülüyor.

Türkiye İçin 2026-2027 Büyüme Projeksiyonları

Dünya Bankası, Türkiye ekonomisine dair tahminlerini son raporda yukarı yönlü revize etmiştir. Bu durum, Türkiye’nin makroekonomik istikrar yolundaki adımlarının uluslararası kurumlarca tescillendiğini göstermektedir:

  • 2025 Büyüme Tahmini: %3,1’den %3,5‘e yükseltilmiştir.
  • 2026 Büyüme Tahmini: %3,6’dan %3,7‘ye revize edilmiştir.
  • 2027 Büyüme Tahmini: Orta vadeli programın etkisiyle büyümenin %4,4 seviyesine ulaşması beklenmektedir.

Büyümeyi Tetikleyen Faktörler

Türkiye’nin büyüme tahminlerindeki bu iyileşmenin arkasında birkaç kritik temel unsur bulunmaktadır:

  1. Dezenflasyon ve Satın Alma Gücü: Enflasyonun kontrol altına alınmaya başlanmasıyla birlikte, reel ücretlerdeki aşınmanın durması özel tüketimi canlandıracaktır.
  2. Yatırım İştahı: Belirsizliğin azalması ve Türkiye’nin kredi notundaki artışlar, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının (FDI) önünü açmaktadır.
  3. Dış Talep: Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan Avrupa Birliği’nde (AB) beklenen toparlanma, Türk ihracatçısı için yeni fırsatlar yaratmaktadır.

Küresel Enflasyon ve Faiz Kıskacı

Dünya Bankası raporunun en dikkat çekici kısımlarından biri, “daha uzun süre daha yüksek faiz” (higher for longer) riskidir. Küresel enflasyonun 2026’da %2,6 seviyesine düşmesi beklense de, merkez bankalarının faiz indirimlerinde aceleci davranmayacağı öngörülmektedir.

Bu durum Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için iki ucu keskin bir bıçaktır:

  • Fırsat: Küresel likiditenin tekrar gelişmekte olan piyasalara akması için enflasyonun kalıcı olarak düştüğüne ikna olunması gerekir.
  • Risk: ABD ve AB’de faizlerin yüksek kalması, Türkiye’nin dış borç çevirme maliyetlerini yüksek tutmaktadır.

Riskler ve Belirsizlikler: Madalyonun Öteki Yüzü

Dünya Bankası, pembe tablonun önündeki engelleri şu şekilde sıralamaktadır:

  • Jeopolitik Gerilimler: Orta Doğu’daki istikrarsızlık ve Rusya-Ukrayna savaşının devam etmesi, enerji fiyatlarında ani şoklar yaratabilir.
  • Ticaret Korumacılığı: Ülkelerin kendi sanayilerini korumak adına gümrük vergilerini artırması (özellikle ABD ve Çin arasındaki ticaret gerilimi), küresel ticaret hacmini daraltmaktadır.
  • İklim Değişikliği: Gıda arz güvenliği, iklim krizine bağlı olarak 2026’da ekonomik büyümenin önündeki en büyük yapısal engellerden biri haline gelmiştir.

Gelecek Vizyonu: 2026 ve Sonrası İçin Stratejik Öneriler

Dünya Bankası, küresel büyümenin kalıcı ve kapsayıcı olabilmesi için hükümetlere şu tavsiyelerde bulunmaktadır:

AlanÖneri
YatırımKamu ve özel sektörün yeşil enerji ve dijital altyapıya odaklanması.
TicaretKüresel tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi ve korumacılıktan kaçınılması.
Eğitimİş gücünün yapay zeka ve yeni teknolojilere adaptasyonu için beceri dönüşümü.
MaliyeBorç sürdürülebilirliğini sağlamak için disiplinli bütçe yönetimi.

Sonuç ve Değerlendirme

2026 yılı, dünya ekonomisi için bir “normalleşme” yılı olarak öngörülmektedir. Küresel büyümenin %2,6 seviyesinde istikrar kazanması, enflasyonun ise kademeli olarak %2,6‘ya gerilemesi beklenmektedir. Türkiye için ise %3,7’lik büyüme tahmini, ekonominin dengelenme sürecinde olduğunu ve yapısal reformlarla desteklenmesi durumunda daha yüksek potansiyele sahip olduğunu göstermektedir.

Buna rağmen, Dünya Bankası Başekonomisti Indermit Gill’in de belirttiği gibi: “Ekonomik dinamizm ve dayanıklılık uzun süre birbirinden kopuk kalamaz.” Sürdürülebilir büyüme için sadece dayanıklı olmak yetmez; aynı zamanda verimlilik artışı ve yatırım odaklı yeni bir ivme gereklidir.

Diğer yazılarımız için sitemizi inceleyebilir ve piyasalardan anlık haber almak için twitter ve instagram hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir