2026 yılı, küresel ve yerel piyasalar için “beklentilerin ötesinde bir başlangıç” yılı olarak tarihe geçmeye aday. Borsa İstanbul, 2025 yılının son çeyreğinde yakaladığı ivmeyi 2026 Ocak ayında %23 gibi rekor bir getiriyle taçlandırdı. Yatırımcıların “boğa piyasası” coşkusuyla girdiği Şubat ayının ilk işlem günü (2 Şubat 2026), piyasalar için adeta bir stres testi niteliğindeydi. Güne küresel satış baskısı ve ABD’deki siyasi belirsizliklerin gölgesinde %1,73’lük sert bir düşüşle başlayan BIST 100 endeksi, günün ilerleyen saatlerinde bankacılık ve ulaştırma sektörlerindeki güçlü duruşla kayıplarının bir kısmını telafi etme çabasına girdi.
Küresel Denklem: Fed, Trump ve Kısmi Kapanma
Bugünkü borsa hareketlerini anlamak için öncelikle okyanus ötesine bakmak gerekiyor. ABD’de 2026 bütçe paketi üzerinde uzlaşı sağlanamaması, federal hükümetin “kısmi kapanma” (government shutdown) sürecine girmesine neden oldu. Her ne kadar piyasalar bu durumun kısa süreceğini fiyatlasa da, bu belirsizlik küresel risk iştahını sabah saatlerinde aşağı çekti.
Buna ek olarak, ABD Başkanı Donald Trump’ın Federal Rezerv (Fed) Başkanlığı için Kevin Warsh’ı aday göstermesi, piyasalarda “şahin” bir beklenti yarattı. Warsh’ın faiz indirimleri konusunda mevcut yönetimden daha temkinli olabileceği algısı, ABD dolarını güçlendirirken altın ve gümüş gibi kıymetli madenlerde “Kara Pazartesi” olarak adlandırılabilecek sert satışlara yol açtı. Altının ons fiyatındaki bu ani geri çekilme, yatırımcıların nakde dönme isteğini tetikleyerek borsalar üzerinde geçici bir baskı oluşturdu.
Borsa İstanbul’un Dinamikleri: Neden Hâlâ Umut Var?
Türkiye tarafında ise durum biraz daha farklı bir kompozisyon sergiliyor. Bugün endeks düşüşle kapanmış olsa da, detaylara bakıldığında alımların iştahlı olduğu noktalar dikkat çekiyor:
- Bankacılık Sektörü ve Karlılık: 2026’nın ilk çeyreğine dair beklentiler, bankaların net faiz marjlarındaki iyileşmenin devam edeceğini gösteriyor. Bugün Akbank ve İş Bankası gibi devlerin işlem hacminde zirvede olması, kurumsal yatırımcının düşüşleri “alım fırsatı” olarak değerlendirdiğini kanıtlıyor.
- Ulaştırma ve THY Faktörü: Türk Hava Yolları (THYAO), bugün endeksin en yüksek hacimli hissesi olarak negatif ayrışmaya direnç gösterdi. Küresel enerji fiyatlarındaki düşüş (Brent petrolün %6 civarında gerilemesi), havacılık sektörü için maliyet avantajı anlamına geldiği için bu hisseler yükselişin lokomotifi olmaya aday.
- Sanayi ve Teknoloji Dönüşümü: TDK Corporation gibi teknoloji devlerinin açıkladığı güçlü kar rakamları, küresel sanayi talebinin canlı olduğunu gösteriyor. Bu durum, Türkiye’deki ihracatçı sanayi şirketleri için de orta vadeli bir katalizör işlevi görüyor.
Teknik Analiz: 14.000 Direnci ve Destek Noktaları
Teknik açıdan BIST 100, geçtiğimiz hafta 13.906 puan ile tüm zamanların rekorunu kırdı. 14.000 psikolojik sınırı şu an için en büyük direnç konumunda. Bugün görülen 13.393 seviyesi ise önemli bir destek olarak çalıştı. Analistler, endeksin 13.500 üzerinde tutunmasının orta vadeli yükseliş trendinin bozulmadığı anlamına geldiğini vurguluyor.
Özellikle RSI (Göreceli Güç Endeksi) göstergelerinin Ocak ayındaki aşırı alım bölgesinden biraz daha makul seviyelere inmesi, piyasanın “sağlıklı bir düzeltme” yaptığını düşündürüyor. Borsada hiçbir yükselişin dik bir çizgi şeklinde olmayacağı gerçeğiyle, bugünkü geri çekilme aslında yeni bir yükseliş dalgası için “güç toplama” evresi olarak yorumlanabilir.
Değerli Metallerdeki Çöküş ve Borsaya Etkisi
Bugünün en çarpıcı gelişmesi kuşkusuz altın ve gümüş fiyatlarındaki dramatik düşüştü. Altın fiyatlarının zirve yaptıktan sonra ons başına 4.500 dolar seviyelerine kadar çekilmesi, emtia piyasasında bir panik satışı yarattı. Ancak finans tarihindeki temel bir kural burada da devreye giriyor: Varlıklar arası rotasyon. Emtialardan çıkan büyük fonların, daha yüksek getiri arayışıyla hisse senedi piyasalarına (özellikle de gelişmekte olan piyasalara) kayması, önümüzdeki günlerde Borsa İstanbul’un ihtiyaç duyduğu taze para girişini sağlayabilir.
Sektörel Bakış: Kazandıranlar ve Kaybettirenler
Bugünkü seansta ayrışmalar netleşti:
- Finansal Kiralama ve Faktoring: %1 civarında artışla günün tek kazandıran sektörü oldu.
- Holdingler: Koç ve Sabancı gibi devler, dengeli portföyleri sayesinde endeksteki sert düşüşü frenleyen unsurlar oldu.
- Küçük ve Orta Ölçekli Hisseler (Yan Tahtalar): Ana endeksteki satış baskısından en çok etkilenen grup oldu. Yatırımcıların panik halinde “güvenli liman” olarak görülen büyük hisselere (BIST 30) dönmesi, yan kağıtlarda sert kayıplara yol açtı.
Sonuç ve Beklentiler: Yarın Bizi Ne Bekliyor?
Şubat ayının bu ilk fırtınalı günü, aslında yatırımcılara sabrın ve stratejinin önemini hatırlattı. ABD’deki bütçe görüşmeleri ve Kevin Warsh’ın adaylık süreci piyasaların bir numaralı gündemi olmaya devam edecek. Ancak Türkiye özelinde, CDS risk priminin 220 baz puan civarında yatay seyretmesi ve yabancı yatırımcının Türk tahvillerine gösterdiği ilginin sürmesi, genel tablonun hala iyimser olduğunu gösteriyor.
Eğer yarın küresel piyasalar ABD’deki “kapanma” krizinin aşılacağına dair sinyaller alırsa, Borsa İstanbul bugün kaybettiği 13.800 bölgesini hızla geri kazanabilir. 2026, enflasyonun dizginlendiği ancak büyümenin seçici olduğu bir yıl olacak. Bu nedenle “her hisse yükselir” dönemi yerine “doğru sektör ve doğru hisse” dönemine girdiğimizi söyleyebiliriz.
Diğer yazılarımız için sitemizi inceleyebilir ve piyasalardan anlık haber almak için twitter ve instagram hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın
İçindekiler









